Tüm Yazılar İstihbarat

MEHMET EYMÜR’ÜN YAZDIĞI MİT RAPORLARI VE VERDİĞİ MÜCADELE

Mehmet Eymür 1. ve 2. MİT Raporu’nu yazarken olayların bu yıllara kadar uzanacağını öngörmüş müydü, bilemiyoruz. Ancak Mehmet Ağar ismi, Sedat Peker’in IMDB listelerine giren video serilerinden çok önce o raporlarda yerini almıştı. Mehmet Ağar ismini ilk defa Sedat Peker’den duyan Z kuşağı arkadaşlarım için şunu söyleyebilirim; Mehmet Ağar 1980’li yıllardan bu yana her dönem benzer iddialarla kamuoyu gündemine geliyor.

Mehmet Eymür 1. ve 2. MİT Raporu’nu yazarken olayların bu yıllara kadar uzanacağını öngörmüş müydü, bilemiyoruz. Ancak Mehmet Ağar ismi, Sedat Peker’in IMDB listelerine giren video serilerinden çok önce o raporlarda yerini almıştı. Mehmet Ağar ismini ilk defa Sedat Peker’den duyan Z kuşağı arkadaşlarım için şunu söyleyebilirim; Mehmet Ağar 1980’li yıllardan bu yana her dönem benzer iddialarla kamuoyu gündemine geliyor. Şimdi de uyuşturucu ticaretinden cinayetlere kadar çeşitli iddialar var. Hatta istinaf mahkemesi 90’lı yıllarda işlenen cinayetlerle ilgili Mehmet Ağar ve ekibine verilen beraat kararını bozarak konuyu daha ilgi çekici hale getirdi. İddiaların gerçek olup olmadığının kararını mahkemeler verecektir. Bu konu ile ilgili TRT Haber’de açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sorulan sorulara verdiği cevapta 1. ve 2. MİT Raporu’nun dikkatle okunması gerektiğini söyledi. Bu iki raporu da MİT yöneticisi Mehmet Eymür yazmıştı.

Yazdığım bu yazıda;

  • Mehmet Eymür kimdir?
  • Mehmet Eymür’ün yazdığı 1. ve 2. MİT Raporu’nda neler vardı?
  • İki Mehmet’in kavgası olarak lanse edilen süreç aslında neyi kapsıyordu?
  • Mehmet Eymür’ün yazdığı MİT Raporları ile neyin mücadelesini verdi?

Sorularına yanıt bulacaksınız.

Mehmet Eymür Kimdir?

Mehmet Eymür, 1966 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı’na giren ve Babalar Operasyonu’ndan Savaşman Operasyonu’na, Öcalan’a yönelik düzenlenen Mercedes Operasyonu’ndan Susurluk’a kadar kamuoyunda yankı uyandıran birçok önemli operasyona imza atmış bir isim… Öğrenci olayları neticesinde meşhur Ziverbey Köşkü’nde görev almasından dolayı, sol camia tarafından işkenceci olduğuna dair suçlamalara muhatap oldu. Ancak katıldığı bir televizyon programında sorulan soru üzerine verdiği cevapta: “Benimle ilgili Emekli Albay Talat Turhan yazdığı kitapta benim ona işkence yaptığımı iddia etti. Telefonunu buldum aradım kendisini. Benim size işkence yaptığımı söylemişsiniz. Ben sizinle orada hiç karşılaşmadım.  Neye dayanarak size işkence yaptığımı iddia ediyorsunuz, diye sordum. O da, siz Ziverbey Köşkü’nde görev yaptınız mı, diye sordu. Ben de yaptım diye cevap verdim. O da Ziverbey Köşkü’nde görev yapmanız, benim için işkenceci olmanız için yeterli cevabını verdi.”  Görüldüğü gibi Eymür ile ilgili işkenceci olma iddialarının temel dayanağını Ziverbey Köşkü’nde görev yapması oluşturuyor. Yine İlhan Selçuk gibi isimlere işkence yaptığı iddiası da, Aydınlık Grubu (Doğu Perinçek’in önderliğinde) ve Talat Turhan gibi isimlerin yazdığı kitapta bulunan iddialara dayanıyor.

MİT Başkan Yardımcısı Sebahattin Savaşman, 1977 yılında ABD ve İngiltere adına casusluk yapmak suçundan tutuklandı. İran’da askeri ateşe iken angajeedilen Şavaşman’ın Batılılara verdiği bilgiler arasında, Kıbrıs’taki Türk askeri varlığı ve MİT’in kontrol altında tuttuğu Batılı istihbaratçılar da bulunuyordu. Ancak ilginç olan, operasyonu gerçekleştiren isimlere yönelik Aydınlık Grubu’nun yaptığı yayındı. Yayında, operasyonda yer alan Hiram Abas ve Mehmet Eymür’ün isimleri, telefon numaraları ve ev adresleri basılmıştı.

MİT Raporu’nda Neler vardı?

Mehmet Eymür’ün 1987 yılında yazdığı 1. MİT raporu mafya, siyaset ve bürokrasi ilişkisi üzerine çok ciddi bilgiler içeriyor. Bu raporda da Mehmet Ağar’ın isimi sıkça geçiyor. Neewsweek Dergisi’nin “dünyanın en zengin 50 generali” listesinde yer alan bir konsey üyesinin, bu ilişkiler ağı içerisinde nasıl bir konumu olduğuna da değindi. Bu konuya atin.org sitesinde değinen Eymür: ”Bu önemli iddiayı, soruşturmayı yürüten Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’ne göndermemiz lazımdı. Ama nasıl yollayacaktık. Resmi yazıda bu hususları belirtsek asker olan amirlerimizin yazıyı imzalamayacağını çok iyi biliyorduk. Neticede resmi yazıda konsey üyesi Tahsin Şahinkaya’dan bahsetmeyip sadece, “Selahattin Delidere’ nin Diyarbakır’da alınan ve uyuşturucu kaçakçılığı ile önemli bilgiler ihtiva eden ifadesiyle ilgili bant ilişiktedir.” şeklinde bir yazı hazırladık ve yazı makamlardan geçerek imzalandı. Ekindeki bantla birlikte Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’ne gitti.” O dönemin en muktedir adamı, 12 Eylül Darbesi’nin beyni ve gerçek lideri olan Tahsin Şahinkaya’ya rağmen bu soruşturmayı yürütmek, yüksek görev bilinci ve vatanseverlik dışında başka bir şeyle açıklanamaz.

Şahinkaya’nın 12 Eylül Darbesi’nin beyni olduğu iddiası ile ilgili verilere birçok kitapta rastlanabilir. Yalçın Doğan’ın Dar Sokakta Siyaset kitabındaki ilginç bir bölümü aktarmak gerekir: “10 Eylül 1980 ‘de Amerika’yı ziyaret eden Tahsin Şahinkaya için Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde bir kokteyl verilmişti. Konu Türkiye’deki anarşi, siyasal çözümsüzlük ve cumhurbaşkanının mecliste aylardır seçilememesi idi. Bu konularla ilgili Şahinkaya’ya yöneltilen soruda şu cevabı vermişti: Merak etmeyin önümüzdeki 48 saat içerisinde Türkiye’nin yeni bir cumhurbaşkanı olacak.” Şahinkaya ile ilgili ikinci önemli veri ise Mehmet Ali Birand’ın 12 Eylülkitabında yer alıyor: “Amerika’da uçak alımı ile ilgili gezisini tamamlayan Şahinkaya onuruna ABD genelkurmay başkanı bir yemek verdi.  Bu yemekte ABD ulusal güvenlik konseyi üyesi bir isim Şahinkaya’ya, umarım Türkiye’de durumun kontrolden çıkmasına izin vermezsiniz, sözü üzerine, merak etmeyin izin vermeyeceğiz şeklinde karşılık veriyor. Şahinkaya’nın 11 Eylül’de Türkiye’ye dönmesinden bir gün sonra darbenin gerçekleştiğini ve “bizim çocuklar işi başardı” sözünü de bir kenara not etmek gerekir.

İki Mehmet’in Kavgası Mı Çıkar Gruplarına Karşı Mücadele Mi? 2. MİT Raporu’nda Neler vardı?

Mehmet Eymür’ün 1990’lı yıllarda yazdığı 2. MİT Raporu’nda, yine devlet içindeki çürümüşlüğe değinmektedir. Susurluk kazası öncesinde yazılan bu rapor, yine Aydınlık Grubu’na sızmış ve basına yansımıştır. 1996’daki Susurluk süreci medya tarafından “iki Mehmet’in kavgası” olarak yansıtıldı. Hatta bu analojiyi kullanmayı sürdüren gazeteci ve televizyonculara rastlamak mümkün… Gazetecilik açısından analojilerin açıklayıcı gücü ve kalıcılığı olduğu düşünülebilir. Semboller ve isimler üzerinden olayları anlatmak, ilgi çekici olabiliyor. Ancak Susurluk sürecinin iki Mehmet kavgası olarak adlandırmak, olayı makam ve çıkar kavgası bağlamında okumak olduğu için oldukça yanlış ve sulandırıcı bir yaklaşımdır. O dönem Mehmet Eymür MİT yöneticisi, Mehmet Ağar ise içişleri bakanıydı. Birbirlerinin yerlerine gelmeleri mümkün değildir.  Bu mücadeleye illa bir isim verilecekse, milli kadroların gayri milli çıkar gruplarını devletten temizleme kavgası olarak adlandırmak mümkün.

Mehmet Eymür’ün çizgisi ülkesi uğruna şehit olan Hiram Abas’ın çizgisidir. Hiram Abas, PKK terörünü başımıza bela eden, iç ve dış tehditlere Özal’ı şehit eden gayri milli derin devlete karşı mücadele ederken 26 Eylül 1990’da şehit edildi. Kimlerin neden şehit ettiği günümüzde az çok ortaya çıktı.  Türkiye, kurucu lideri ve ülkesine hizmet eden önemli isimlerle en çok uğraşan ülkedir. Her dönem kendisini Atatürk’ün askeri olarak tanımlamasına rağmen Batılı başkentlere göbekten bağlı Gladyo tipi unsurlarla mücadele eden fedakar ve kıymetli devlet görevlileri vardır.  Bütün bunları Z kuşağı diye adlandırılan genç arkadaşlar için yazdım. Ülkesi için hayatını veren Mustafa Hiramlara ve makam, mevki ve kariyer peşinden koşmadan ülkesi için mücadele veren Mehmet Eymürlere ihtiyaç var. Bu ülkenin her dönem Mehmet Eymür gibi korkusuz ve işini bilen uzmanlara ihtiyacı var. 

Not: 1 ve 2. MİT Raporu’nu ve Türkiye’nin son 45 yıllık karanlık tarihini okumak isteyenler Mehmet Eymür’ün atin.org internet sitesini takip edebilir.

1986'da Rize'de doğdum. Lisansımı Çanakkale 18 Mart Üniversitesi İktisat Bölümü'nde tamamladım. Yüksek lisansımı aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda yaptım. Tez konum, bloğuma da ismini veren "İstihbarat-Dış Politika ilişkisi: Panoptikon Modeli ve İsrail". Akademik hayatım Süleyman Demirel Üniversitesi Avrupa Birliği Anabilim Dalı'nda yaptığım doktora ile devam ediyor. İstihbarat teorisi, Ortadoğu, Avrupa Birliği ve İsrail istihbaratına ilgi duyuyor ve bu alanda çalışmalar yürütüyorum.

MEHMET EYMÜR’ÜN YAZDIĞI MİT RAPORLARI VE VERDİĞİ MÜCADELE&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: