Tüm Yazılar İstihbarat

TÜRKİYE’DE DARBELERİ YARATAN ZEMİN

Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bir gazeteye vermiş olduğu röportajda sarf etmiş olduğu sözlerin, rejimin bekçisi olma perspektifi ile yapıldığı görülüyor.

Türkiye'de Darbeleri Yaratan Zemin
TÜRKİYE’DE DARBELERİ YARATAN ZEMİN

Türk modernleşmesinin öncüsünün TSK olmasından dolayı, ordunun siyasal yaşamda özel bir yeri olagelmiştir. Ordu bir dönem, sosyal mobilizasyonun taşıyıcısı olmuş ve devlet ile özdeş olarak algılanmıştır. Türk siyasal yaşamındaki ordunun bu rolü, mensuplarının da rejimin ve cumhuriyetin bekçisi olması rolünü yaratmıştır. Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bir gazeteye vermiş olduğu röportajda sarf etmiş olduğu sözlerin, rejimin bekçisi olma perspektifi ile yapıldığı görülüyor.

Ekonomi ve iç politikanın belirlenmesinde siyaset kurumunun kısmi özerkliği olmasına rağmen, güvenlik ve dış politikaların belirlenmesinde ordu her zaman başat güç olmuştur. Dış politika yapım süreçlerinde, ordunun ne düşündüğünü öğrenmeden harekete geçmeyen hariciye kadrolarının olduğu da bilinmektedir.

Ülkenin dış siyasetinin şekillenmesinde, ordu ve hükümetler arasında bir gerilim olduğunda askeri darbeler devreye girmiştir. Atilla İlhan’ın; “ABD’nin Ortadoğu’da iki önemli müttefiki var; birincisi İsrail ikincisi ise Türk Silahlı Kuvvetleri’dir.” sözü önemlidir. Bu söz ABD’nin Soğuk Savaş Dönemi’nde Türkiye’yi askeri bir değer olarak gördüğünü, diplomatik, ekonomik ve diğer yumuşak güç kapasitelerini önemsemediğini göstermektedir. Osmanlı’nın son döneminde İstanbul’da görevli olan İngiliz Büyükelçi O’Conor’un; “Bu ülkede ordunun hükümete yönelik tutumundan daha fazla üzerinde hassasiyetle durduğum ikinci bir konu yoktur; çünkü Türkiye’de ordu siyasi termometredir.” şeklindeki ifadesi de önemlidir. Bu ifade, bütün Batılı başkentler için, Osmanlı’nın son döneminden bu yana, ne düşündüğü ve ne yapacağı merak edilen en önemli kurumun ordu olduğunu gösteriyor. Peki, Türkiye’deki askeri darbeler neden ve nasıl yapıldı?

Türkiye’deki askeri darbelerin temel nedeni, ülkenin izleyeceği dış politikanın yeniden kurgulanması ile alakalıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın galibi İngiltere ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dominant güç olarak ortaya çıkan ABD arasındaki rekabet Türkiye’de darbelere neden olmuştur. İngiltere’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa ettiği BAAS tipi içe kapalı ulusalcı yapılar ile ABD’nin çeşitli aktörler üzerinden oluşturduğu ulus ötesi yapılar arasındaki çatışma, Ortadoğu’daki yüzyıllık siyasi kutuplaşmanın temel sebebidir.

İngiltere, Osmanlı mirasının yeniden dirilmesini engellemek için, yeni yarattığı yapay devletleri bir araya gelemeyecek bir ideolojik yapıda dizayn etti. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki siyasi mimaride, bütün farklılıklar birbirine düşman edildi ve tekrar bir araya gelmeleri engellendi.  Bu bağlamda sol motifli bütün darbe girişimlerinin arkasında İngiltere’nin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. ABD’nin yakından çalıştığı aktörler ise sağcılar ve İslamcılar olmuştur.    Cumhuriyetten bu yana darbeler tarihine baktığımızda bütün darbelerin kuzenlerin (ABD-İngiltere) çatışmasından kaynaklandığını söylersek abartmış olmayız.

Darbeler Nasıl Yapıldı?

Kış boyu yağan karda bir kedi bile çığa neden olur, şeklinde Anadolu’da güzel bir söz vardır.   Yani bir darbenin olması için şartların hazır olması gerekir. Kenan Evren’in şartların olgunlaşmasını bekledik sözü unutulmamalıdır.  Türkiye, ülke elden gidiyor kaygısı ile birçok dış yönlendirmeye alet olmuştur. Vatanı kurtarma gayesi ile hareket eden kadrolar, nasıl bir oyunun içine düştüklerini filmin sonunda anlayabilmişlerdir. Çok teknik detaya girmeden bir analoji ile anlatırsak: Her hastalığın bir belirtisi olur. Örneğin Covid-19’un belirtisi ateş ve halsizliktir. Ama her ateş ve halsizlik belirtisi Covid-19 kaynaklı olmayabilir. Buna benzer olarak askeri darbelerin de bazı semptomları olur. Bu işaretler, gözlemciye ipuçları sunar. Peki nedir bu semptomlar:

  1. Ekonomik, siyasi ve güvenlik sorunları kaşınarak toplumun büyük kesiminde memnuniyetsizlik oluşturacak şekilde işlenir.
  2. Çeşitli vaatlerle angaje edilen, iktidar bileşenleri içinden bir grubun, memnuniyetsizliği derinleştirecek politikaları sürdürmesi sağlanır.
  3. Terör eylemleri ile askeri ve güvenlik bürokrasisinde öfke, çaresizlik ve umutsuzluk yaratılır. Bu umutsuzluk ve öfke zemini istihbarat örgütleri tarafından kaşınarak darbeci kadrolar yaratılır.
  4. Toplumsal olaylar, sokak gösterileri ve iyi hazırlanmış psikolojik savaş metotları ile kolluk güçlerinin topluma kötü davrandığına yönelik algı oluşturulur.
  5. İktidar bileşeni içindeki angaje kadroların, toplumdaki memnuniyetsizliği artırması sağlanır.
  6. Liderin etrafı örülür, sağduyulu politikalar uygulaması engellenir.
  7. Darbe sonrasında ülkenin gideceği rota ve siyasi kadrolar belirlenir.
  8. Toplumda telafisi mümkün olmayan umutsuzluk havası ve kaos ortamını düzeltmek isteyen askeri kadroların önü açılır ve askeri darbe gerçekleşir.

Askeri darbenin gerçekleşmesi için birçok aktörün rol alması gerekir. Toplumda memnuniyetsizlik hissinin had safhada olması, ekonominin içinden çıkılamaz bir sorun haline gelmesi, terör olaylarının artması ve kitle gösterilerinin sürekli hale gelmesi gerekir. Bu belirtilerin hepsi yoksa askeri darbenin olma olasılığı oldukça zayıftır. Ancak belirti göstermeden ortaya çıkan hastalıkların olduğu da bir gerçektir. Bu noktada toplumsal olaylarda TSK’ya ait silah ve taşıtların Milli Savunma Bakanlığı’nın onayı alınarak Emniyet ve MİT’e devredilebileceğine yönelik yönetmelik önemli… Bahsi geçen yönetmelik, kamuoyunda hissedilmeyen bir belirti olarak okunabilir mi bilinmez; ama mikrobun vücuda girmek için her zaman fırsat kolladığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Ancak millet iradesine set çekmeye çalışan odaklara karşı milli iradenin yanında yer almak vatandaşlık görevidir.  Seçimle gelen seçimle gider, doğal afetler, ekonomik krizlerle ve askeri darbelerle hükümetleri devirme çabalarına karşı millet iradesi dimdik ayakta olacaktır.

1986'da Rize'de doğdum. Lisansımı Çanakkale 18 Mart Üniversitesi İktisat Bölümü'nde tamamladım. Yüksek lisansımı aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda yaptım. Tez konum, bloğuma da ismini veren "İstihbarat-Dış Politika ilişkisi: Panoptikon Modeli ve İsrail". Akademik hayatım Süleyman Demirel Üniversitesi Avrupa Birliği Anabilim Dalı'nda yaptığım doktora ile devam ediyor. İstihbarat teorisi, Ortadoğu, Avrupa Birliği ve İsrail istihbaratına ilgi duyuyor ve bu alanda çalışmalar yürütüyorum.

TÜRKİYE’DE DARBELERİ YARATAN ZEMİN&rdquo için 2 yorum

  1. Bülent ÖZDEMİR

    Emeğinize sağlık Hocam. Teşekkürler

    Android için Outlook’u edinin

    ________________________________

    Liked by 1 kişi

Hasan Mesut Önder için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: