Hasan Mesut Önder konunun uzmanı Alp Tufan’la derin devleti, FETÖ’yü, Rusya ile istihbarat ilişkilerini konuştu…

İstihbarat uzmanı Alp Tufan ile birlikte sonlandırılan Ergenekon davasını, FETÖ’nün bu davadaki rolünü ve Türk –Rus yakınlaşmasını konuştuk. Alp Tufan uzun yıllar sahada çalıştı. Yunanistan, Sovyet Rusya, istihbarat ve savunma stratejileri uzmanıdır.

Ergenekon ne idi, ne oldu?

Hasan Mesut Önder (HMÖ) – Ergenekon davasının bütün sanıklarına beraat kararı verildi. Böylelikle Türkiye’de derin devletin olmadığı da hukuki bir karar ile kanıtlanmış oldu. Size göre Türkiye’de derin devlet var mı? Gladyo, Encümen-i Daniş gibi yapıların derin devlet içindeki konumu nedir?  Ergenekon, ABD-İngiltere gladyosundan farklı bir yapı mı; bütün bu tartışmalar hakkında neler söylersiniz?

Alp Tufan – Evet, Ergenekon davası düştü. Çünkü bu davalar, NATO’nun kuruluş aşamasında Avrupa’nın ve kanaat ülkelerinin bir Sovyet işgali sırasında direnişi içerden organize edecek kuvvetleri oluşturan yapıyı, yani Türkiye’deki adıyla Ergenekon’u tasfiye etmek için açılmadı. Bu davalar, devletin içinde rekabet eden ideolojik yapıların birbirini tasfiye etmek amacıyla ortaya çıkardıkları komplolardan ibaretti. Yargı kullanılarak, o dönem devlet içerisinde baskın olan kadrolar, dayanaksız davalar ve ithamlarla gerçek Ergenekon yapısını sulandırdılar.

Bu yüzden Stay-behind (Ergenekon)’ yapısı aslında hiç zarar almadan şu anda daha da güçlenerek Türkiye’deki diğer yapıları tasfiye edip, kendisini de ciddi anlamda saklayarak yoluna devam etmektedir.

NATO’nun 1949 yılında kurulmasından sonra, 1951 yılında ilk kurulan Ergenekon altyapısı “özel büro” olarak adlandırılmıştı. 1952’de Türkiye’nin tamamen NATO’ya üye olmasıyla birlikte, diğer NATO ülkelerinde kurulan Staybehind yapıları kendi ülkelerinin mitolojik isimlerinden ad alırken ülkemizde de bu yapı “Ergenekon” adını almıştır.

Soğuk Savaşın bitiminde, NATO üyesi ülkeler kendi Staybehind yapılarını tasfiye etmişler ve bu örgütlenmeyi kendi ülkelerinde bitirmişlerdir.

Soğuk savaştan sonra bu yapıyı bitirmeyen sadece iki ülke kalmıştır: bunlardan biri Türkiye diğeri Yunanistan’dır. İkisi de kanat ülkesidir NATO’nun.Reklam

Yunanistan’daki yapı, kendisine bağlı 17 Kasım Terör Örgütü’nün kontrolden çıkması ve Amerikan hedeflerine terör saldırıları yapmaları nedeniyle Amerika tarafından hedefe alınmıştır. Yunanistan’a baskı yapılarak, 2000 yılında Atina’da yapılacak olan olimpiyatlar şantaj konusu edilmiş ve Yunanistan’daki adı Altın Koç olan bu Staybehind yapı ABD tarafından Yunan devletine tasfiye ettirilmiştir.

Türkiye’de ise tam aksine soğuk savaştan sonra Ergenekon faaliyetleri derin Amerika ve İngiltere’nin yol açması ile son sürat devam etmiş; yaptığı her türlü, ekonomik, askeri, siyasi, terör manipülasyonları ile kendini de bir şekilde saklamıştır. Türkiye devletine de sahte Ergenekon, Balyoz, askeri casusluk davalarına ek olarak son noktada bu komplo operasyonlarına gerçek Ergenekon’un bir kolu olan FETÖ yapılanmasının 15 Temmuz kalkışması ile tavan yaptırmıştır. Böylelikle FETÖ, Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütleri listesinde baş sıralarda kendine yer bulmuştur.

Buradan anlaşılacağı gibi Türkiye’de bir derin devlet yoktur. Eğer olsaydı bu Ergenekon Staybehind yapısı bu faaliyetleri götüremezdi..

Ergenekon yapısı ülkemizde yönetim olarak Londra ve Amerika merkezli iki farklı grup tarafından idare edilse de, son harekat alanında Londra ve Washington ülkemiz üstündeki bu yapı ile ilgili faaliyetlerde ortak karar almaktadır.

Encümen-i Daniş 1870’li yıllardan beri geleneksel olan bir yapı, Ergenekon yapısı ile irtibatlarının olmaması düşünülemez; ama etkileri ve tavsiyelerinin ne kadar geçerli olabileceğini düşünmek biraz zor. Zira etkili olmuş olsalardı Ergenekon davalarında tutumları FETÖ yapısının önüne geçer, bu davaları yaptırmazlardı; demek ki etkili değiller.

Son 50 yılda ne istedilerse aldılar

HMÖ – FETÖ’nün Gladyo içindeki konumu ve FETÖ’nün Türkiye’de güç kazanması hakkında neler söylersiniz?  Bu terör örgütüne kim alan açtı, nasıl bu kadar devletin içine hulul edebildiler, bu konudaki gözlemlerinizi almak isterim…

AT – FETÖ yapılanması, Stay-behind Ergenekon Örgütü’nün en stratejik örgütlenen kolu…1975 yılından sonra aslında PKK – Apocular örgütü ile aynı zamanda, ABD ve İngiltere tarafından devletin siyasi ve kamu düzeninin içine sızması için çok teknik ve sistematik bir örgütlenme ile bugüne gelmiştir ve son içerden yıkma faaliyetlerine Kemalist güçlere karşı açtığı davalarla başlamıştır. Arkasından 7 Şubat 2012, 17-25 Aralık soruşturmaları ve en sonunda da 15 Temmuz kalkışması ile içerden devleti yıkma çalışmalarının hareketlerini yapmışlardır.Reklam

FETÖ örgütünün önünü açan lider ve lider kadrolarının hayırlı işlerle toplumsal psikolojik harp faaliyetleri ile ilk önce toplum önünde güven kazanmaları, ülke içinde ve dünya devletlerinde de önlerini açmıştır.

Ama kamuda kadrolaşmaları, ülkemizdeki Anglosakson yapının siyaset, bürokrasi ve askerler üstündeki büyük etkisi onların önünü açmış; hatta onlara zaman içinde büyük tepki veren siyasetçi ve sivil-asker bürokratlar bizzat FETÖ terör örgütünün bu kadar büyük devasa kadroları yetiştirmesi ve tepe noktalara gelmesini sağlamıştır.

Öcalan ve PKK’nın kökeni

HMÖ – Abdullah Öcalan’nın Türk Gladyosu’nun elemanı olduğu hakkında çeşitli iddialar var. Ayrıca PKK’nın bir proje örgüt olduğunu ve Öcalan’ın Şam’a gidene kadar devletin kontrolü altında faaliyetlerini yürüttüğü söyleniyor. Öcalan’ın ilişkiler ağı ve PKK’nın kuruluş süreci hakkında neler söylersiniz?

AT – İsme bakarsanız proje olduğunu anlarsınız. Öcalan’ın doğduğu büyüdüğü ilin Urfa olması, sonra Ankara günleri, 1970’li yılların başında sağ ideolojiye meyilli olması, dindar bir kişi olması…  Bazı Anglosakson Siyonizmi’nin buradaki tepe yöneticileri tarafından MİT kurumuna pas edilerek verilmiş, sonra da Öcalan’ın hiç düşünmediği şekilde yol haritası çıkartılmıştır. Aynı satranç tahtasındaki at gibi vazife görerek büyük Ortadoğu yıkım projesinin hem bölgesel hem de Türkiye içindeki en büyük etnik köken ayrımcılığının lideri olarak yine devasa kanlı bir örgütü de yönetir duruma gelmiştir.

Başlangıçta kamuoyu hep şunu bilir: Öcalan’ın eşi Kesire’nin babası MİT haber elemanıdır; Öcalan’dan ayrıldıktan sonra Kesire kamuoyu önüne hiç çıkmamıştır ve Avrupa’da gizlenerek yaşamıştır. Bu doğru olsa da çok önemi yoktur.

1973 yılında Yom Kipur Savaşı esnasında, İsrail devletine kurs almaya giden iki üst düzey MİT yöneticisi, yıkıcı faaliyetler konusunda uzun kurslar alarak aslında 1960 yılından beri güney ve doğu Anadolu’da devam eden Marksist ve Leninist ideoloji ile “Kürtçülük” yapan Kawa, Ddko, Rızgari, Alarızgari vs. örgütlerini, kuracakları ve kendi kontrollerinde olan yeni bir örgütle yıkmak ve bölgede Kürtçülük faaliyetlerini sonlandırmak için kendilerine sunulan Apo ve Apoculara örgüt kurdurarak hadiselerin başlangıcını yapmışlardır. Ve kontrolü ellerinden 12 Eylül ile kaçırdıklarını beyan ederek dünyada ve bölgemizde bu yapıyı bugüne kadar ülkenin başına bilerek veya bilmeyerek bela etmişlerdir.

Bilmeyerek dediklerinde ben vatandaşımıza Tevrat’tan Gamla Tepesi bölümünü okumalarını tasviye ederim. Uzun bir konu bu; Öcalan ve PKK konusunu bir röportaja sığdırmak zor…

Türkiye’de bu soruya açık bir biçimde cevap veren ilk kişi, ben olacağım. Bu söyleyeceklerim şu anda sadece beni bağlar; uzun bir istihbarat mirasından geldiğim için bu konu ile ilgili birinci elden bilgilere vakıf oldum. Ayrıca şahit olduğum hadiseler ışığında; bebek katili Öcalan’ın, 1973 yılında yurtdışına bazı kurslar için gönderilen elemanlar tarafından farklı yöntemler ile devşirildiğini söyleyebilirim. Öcalan’ın ve PKK’nın yaratılmasındaki amaç; güneydoğu ve doğu Anadolu’daki Kawa, Rızgari, Alarızgari, Ddko gibi Kürt orijinli Marksist, Leninist yapıları tasfiye etmekti.

Pilot Necati ile ilgili konuya gelecek olursak; Necati Kaya isimli kişinin basit bir haber elemanı olduğunu, Öcalan ile irtibatı bazı noktalarda onunla yaptıklarını ve gerçekten 1982 yılında bir uçak kazasında öldüğünü, asıl aktör olan Pilot Necdet beyden öğrenmiştim. Allah rahmet eylesin, Necdet Bey kahraman bir aileden gelmiş, TSK’da astsubay olarak görev yapmış, sonrasında Kontr-Komünizm Dairesine intisap etmiş bir büyüğümüzdü. Öcalan’ın ofis görevlisi olarak çalıştığı Fikir Ajansı’nı istihbaratın kurdurduğunu ve bu ajans sayesinde sol örgütlenmeleri takip edebildiklerini, adres olarak da Ankara’da pasaj içi gibi bir yerde kurduklarını ilgililerden dinlemiştim. O dönemde Apo’nun Fikir Ajansı’nda çay ocağına baktığını, oraya yerleştirmelerinin sebebini de sağ görüşe sempati duyduğundan ötürü olduğunu gülerek bana beyan ederlerdi. Tabii ki Öcalan’ın sonraki konumuna gelmesinden çok üzüntü duyuyorlardı; büyük çoğunluğu kahrından öldü, gamsızlar bugün hala yaşıyor. 

Rusya ile istihbarat ilişkisi

HMÖ – Son dönemde, Türkiye ve Rusya arasında gelişen yakınlık iki ülkenin istihbarat örgütleri arasındaki ilişkileri ne düzeyde etkilemiştir? Türk ve Rus istihbarat servisleri arasında, yakın ilişkinin ülkemiz açısından yaratacağı avantajlar ve dezavantajlar nelerdir? 

AT – Türk- Rus ilişkilerinin şimdiye kadar yavaş gelişmesindeki en büyük etken, Türk kurumları ve seferberlik yapısının Soğuk Savaş Dönemi’nde NATO ve ABD’nin emrinde olması… Bu çok doğaldır ki, Türk istihbarat servisleri ve seferberlik yapısı ile Rus-Türk ilişkileri hep sabote edilmiş ve yavaşlatılmıştır.

Bazı dönemlerde ülkenin hayati çıkarları göz önüne aldığında istihbarat örgütünün ve seferberlik yapısının içinden ön alan ve bazı çarpışmaları göze alan istihbarat yöneticileri Rus istihbarat servisleri ile beraber uyum içinde çalışmışlardır; fakat bunlar hep dönemsel olmuştur.

Bugün geldiğimiz durumda artık yeni bir dünya düzeni kurulurken, Moskova ve Ankara’nın bu kadar tarihsel yakınlığı tekrardan sıcak ve yakın çalışmayı beraberinde getirecektir. Ama yine de Batı dayatmalı ve onlara hizmet eden istihbarat yetkililerine dikkat etmek gerekli. Bazı sabote hadiseleri inisiyatiflerini kullanarak gerçekleştirmek isteyebilirler; bunlar kısa zamanda çok yapıldı, yakında bu konularla ilgili bilgiler de kamuoyuna yansıyabilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s