Hasan Mesut Önder Şükrü Gülmüş ile görüştü: “Oslo Sürecinde Amerikalılar Bana Öcalan Öldükten sonra ne olur diye sordu”

Şükrü Gülmüş, Yeni Ülke ve Özgür gündem gazetelerinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Örgütten ayrıldıktan sonra Avrupa’da Nasname adlı internet sitesini kurarak, Öcalan’a ve PKK’ya muhalefet etti. Muhalefet ettiği PKK, kendi deyimiyle Kandil’i yöneten Tuzluçayır PKK’si…  Babasının Şevketé Hakkı Efendi’nin(  Binbaşı Şevket Turan) yapamadığını siz mi yapacaksınız? sözüne karşı, ben daha fazlasını yapacağım diyerek, örgüte katıldı. Gülmüş, kendini Koçero mirasının devamı olarak görüyor, Öcalan’ı ise Osmané Gewré’nin … Söyleşimizde, Gülmüş’ün ilk kez açıklayacağı birçok konu var, bunlardan biri, Öcalan’ın kara kutularından biri olan Çernobil’i, Kandil’de yönetimi ele geçirmek için yaptıkları faaliyetleri, ilk kez okuyucu ile buluşacak.

  Örgüte katılım sürecinizden ve Öcalan’a muhalefet etme sürecinizden bahsedebilir misiniz?

 Okulda öğretmen baskısı, evde aile baskısı, yoksulluk ve kimlik problemleri benim örgüte katılmama sebep olan temel motivasyon… Yaşadığım toplumda baskı, feodal yapı ve şiddet, yüzyıllardır devam eden bir olgudur. Böyle bir ortamda doğan bir birey, ya gelenekçi veyahut dindar olur. PKK’ye katılmadan önce KDP’ye bir imam aracılığı ile katılma teşebbüsüm oldu. Örgüte katılım şartı, bayrak, Kur’an ve silah üzerine yemin etmekti. Ben bölgedeki din anlayışının özgür birey üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını düşündüğümden, Türkiye KDP’sine katılmadım. PKK’ye katılım sürecim ise şöyle başladı; Koçero, bizim bölgemizde baskıya ve düzene karşı başkaldırının bir sembolü idi. Ben hayatımda idol olarak Koçero’yu aldım. Daha sonra Deniz Gezmiş’in idamından sonra, protesto gösterilerine ve çeşitli faaliyetlere katıldım. Hayri Durmuş ile PKK’de aktif olarak faaliyet gösterdim.  Öcalan konusuna gelecek olursak, ben Koçero’yu kendime rol model aldığım  O ise, Koçero döneminde yaşayan ve kadınlara karşı tutumu   ile Koçero tarafından kınanan,  Osmané Gewre’yi…

Bunu biraz açar mısınız, ne demek bu?

Bu konuya en başından başlamak gerekiyor. Öcalan hayatın sağında doğan bir isim.  Lise döneminde ibadetlerini aksatmaması vb. gibi hususlar var. Birde Şam’da bir sohbet sırasında bize söylediği söz çok önemli :”… Beceriksizler, ben bu dava için Allah’ımdan vazgeçtim, çok acılar çektim, çok ağladım…” Sözüdür. Öcalan, tehcir döneminden sonra Adana’dan göçen  iki Ermeni kızından biri olan Üweyş’in oğlu… Yani yakalandığında annem Türk’tür sözü doğru değil. Üweyş  ve Sitî iki kız kardeş, Siti, Mardin’de evleniyor, Üweyş, Urfa’ya gidiyor. Orada Öcalan’ın babası olan Kulp’lu Ömer ile evleniyor. Sitî’in bir oğlu Mardin’de Müftülük yaptı.  Önemli olan Ermeni olması değil, Ermeni olmasını yerme amaçlı söylemiyorum. Öcalan’ın kendine bir hikâye yazma konusundaki ustalığıdır.  İlkokuldan sonra Gaziantep’te ortaokulu okuyor.  Sonra liseyi Ankara’da herkesin bildiği gibi tapu kadastro lisesini bitiriyor.  O dönemden sonra devletle bir şekilde ilişkileniyor. Çünkü yatılı okullar, ( bende Kırşehir Öğretmen okulunda yatılı olarak okudum),profesyonel hocalar tarafından devlete adam yetiştirme mekanizması olarak çalışırdı.

Peki, Öcalan’ın devlet ilişkilenmedeki temel motivasyon neydi?

 Birçok senaryo anlatılıyor, Yalçın Küçük ile yapmış olduğu söyleşide farklı bir şey anlatıyor, Avni Özgürel farklı bir şey anlatıyor. Ben bu iki hikâyeye katılmıyorum. Özgürel, Apo’un fikir ajansında ofis boy olduğu iddiası, Öcalan’ın rolünü küçültmeye yöneliktir. Öcalan’ın ilk kırılma noktası bana göre askeri okul sınavlarına girip kazanamamasıdır.  Bu süreçten sonra Öcalan, Kürd olduğu için asker yapılmadığına inanmaya başlıyor. Bu bana göre önemli kırılmadır. Liseden sonra Diyarbakır Tapu Kadastro’da memur oluyor. Bunlar bilinen hikâyeler, yalnız burada bir hususu belirtmek istiyorum. Öcalan Kayapınar, köylülerinden ciddi miktarda rüşvet alıyor. Bu para ile örgütün kurulma sürecini finanse ediyor. Sonra İstanbul ve Ankara hikâyesi başlıyor.

Öcalan, devlet ile ilişkileniyorsa bildiri dağıtmak suçundan neden tutuklandı, neden ilişkide olduğu güçler korumadı?

Öcalan, bildiri dağıtmak suçundan tutuklandığında Ramazan Özcan sahte kimliği ile tutuklandı.   Uğur Mumcu bu konuda bir şeyler yazdı, daha sonra salıverilmesi ile ilgili… Ama benim görüşüm şu, hiçbir arka planı olmayan bir isimden, politik bir figür yaratmak için önce bir hikaye  yaratmanız gerekir.  Öcalan’ın tutuklanmasının sebebi bana göre, cezaevinde sol çevreyi tanıması ve  orada bir alt yapı  kurması içindir. Aynı zamanda da eğitim sürecidir.  Öcalan’ı içeri alan güç, onun için bir hikâye yarattı.   Öcalan’ın  koğuş arkadaşı İbrahim Aydın’dan dinledim.. bir gün Öcalan , kan ter içinde uyanıp, bitişik yataklarda yatan İbrahim Aydın’ı uyandırıyor ve İbrahim , ben bu akşam Sosyalizmin Alfabesi (Leo Huberman ) kitabını okudum. Kürd’lerin kurtuluşu bu kitapta, dedi… İbrahim’de Abdullah yat, biz o kadar kitap okuyoruz hala bir kurtuluş yolu bulamadık diye cevap verir. Ayrıca Öcalan, cezaevinde en uysal mahkûm olduğunu, cezaevi arkadaşları söylüyor. Cezaevinden çıkmadan önce Dev-Yol liderlerinden Oğuzhan Müftüoğlu kendisine; “Apo, sen bu işleri yapacaksan iki  cevval Laz söyleyeyim, git onları bul diyerek”, Anıtkabir’in altında, Haki Karer ve Kemal Pir’in ev adresini veriyor. Cezaevinden çıktıktan sonra Abdurrahman Ayhan, Pilot Necati Kaya ve Fehmi Yılmaz, Öcalan’ın etrafında destek elemanı olarak yerleştiriliyor.

Öcalan’ı piyasaya süren güç ile kastınız nedir? MİT mi, ? Asker mi? Bu gücü tanımlar mısınız?

Ben Öcalan’ın basit bir ajan veya muhbir olduğunu düşünmüyorum. Öcalan bana göre stratejik bir ajan, bir proje… 1972-1976 yılları arasında ABD eli ile Ortadoğu’da solcu örgüt liderlerine yönelik bir sürek avı başlatıldı. Bu süreçte, İbrahim Kaypakkaya, 24 yaşında iken, MİT ile  çalışmayı kabul etmediği için öldürülüyor. Öcalan ise  26 yaşında, cezaevinde eğitime alınıyor. Sovyetlerin sol örgütler üzerindeki kontrolünü engellemek için, ABD kendi güdümünde, sol cephe içinde Truva atları yarattı. Bunun Türkiye’deki uzantıları bana göre Devlet Planlama Teşkilatı’nın sol dünyadaki önemli isimleri olan Mihri Belli, Oğuzhan Müftüoğlu,  Doğu Perinçek, ve Yalçın Küçük’tür. Bu isimlere değinmişken şunu da belirteyim, Öcalan, Kesire’ye Mihri Belli üzerinden sus payı için para gönderiyordu.

Osmanê Gewrê meselesinden bahsetmiştiniz, bunu Öcalan’a nasıl bağlıyorsunuz?

Şöyle açayım, Osmanê Gewrê kadın düşkünü bir eşkıya idi.  Koçero ise sisteme karşı başkaldırının sembolü idi. Ben kendime Koçeoro’yu rehber edindim. Öcalan ise Osmanê Gewrê’yi. Öcalan, Arabanlı İsmet Kılıç’tan Kesire’yi alıyor. İsmet ve Kesire birbiri seviyordu. Duran Kalkan’dan ise Meral Kıdır’ı alıyor.  Meral ile Duran’da seviyorlardı birbirlerini ama Öcalan’ Meral’ı da Duran’dan alıyor. Kesire, bu ilişkiyi öğrendikten sonra örgütten ayrılıyor. Kesire çok kurnaz bir kadın ve Meral’in günlüğünü buluyor. Öcalan’ın yüzüne atıyor ve örgütten uzaklaşıyor. Yani Öcalan ve Kesire’nin ayrılık sebepleri, siyasi sebepler veya babası Ali Yıldırım’ın MİT elemanı olması değil, bu yoz ilişkilerden kaynaklanıyor. Daha sonra Kesire,  İsveç’e gidiyor.  Ama muhalefeti tamamen göstermelik… Çünkü Öcalan, görünürde Kesire’nin muhalefet durumunu, PKK muhalefetini kontrol etmek için kullandı. Öcalan’ın bacanağı Salih Aras, Hüseyin Yıldırım ve Kesire; Demokratik PKK adlı bir örgüt kuruyor ve Avrupa’daki muhalefeti topluyorlar.  Öcalan Kesire’den bu şekilde yararlanıyor. Hala Öcalan, Kesire’ye nafaka ödemeye devam ediyor. Özetle Öcalan’ın Osmanê Gewrê olma durumu budur.

Örgüt içindeki kadınlar bu tarz durumlarla sık sık karşılaşıyor mu?

 Bunun gibi birçok örnek var. Ama ben bu konuda açıklama yapacak durumda değilim, cesur feminist kadın arkadaşlar bu konuda konuşurlarsa daha iyi olur.

 Siz Almanya’ya gittikten sonra Nasname isimli bir internet sitesi kurdunuz ve Öcalan ve PKK’ya muhalefet ettiniz?  Muhalefetinizi sadece yazı yazarak mı yaptınız,  yoksa aktif olarak bir faaliyetiniz oldu mu?

Öncelikle,  hangi PKK’ya muhalefet ettiğim konusunu açmam gerekiyor. Ben Öcalan’ın Ankara Tuzluçayır’da dar bir çekirdek kadro ile oluşturduğu ve şuan Kandil’de olan Ankara PKK’sına muhalefet ettim. Birde Diyarbakır Cezaevinde filizlenen PKK var. Bu iki PKK birbirinden farklı… Cezaevinden çıktıktan soran İzmir’de iken Öcalan, Murat Karayılan, üzerinden bana haber gönderip Şam’a davet etti. Şam’a gidip altı ay kaldıktan sonra, paraşütle Yeni Ülke ve Özgür Gündem gazetelerinin genel yayın yönetmeni oldum. Haftanın beş günü Öcalan’ı ile İstanbul merkez postanesinden arayıp bilgi veriyordum.  Gazeteye genel yayın yönetmeni olmama rağmen, Öcalan’ın illegalitede beni denetleyen adamları vardı. Yalçın Küçük ise gazetede danışmandı. Hüseyin Aykol’da Öcalan adına gazete içinde kontrolü sağlıyordu. Gazete, adeta Türk solcularının ve Doğu Perinçek grubunun ofisi gibi idi. Ben Mehmet Rûken ismi ile ve Öcalan için de Ali Fırat mahlası ile yazılar yazıyordum. Görevden alınma sebebim ise, Yalçın Küçük ’ün Öcalan röportajını yayınlamamamdır.  Bunu üzerine gazete, Öcalan talimatı ile kapatıldı ama devlet kapattı diye kamuoyuna duyuruldu. Daha sonra Almanya’ya gittim ve bir süre sonra Nasname adlı bir site kurdum. Öcalan yakalandıktan ve demokratik cumhuriyet tezini geliştirdikten sonra,  Kürdistan Ulusal İnisiyatifi (KUDİ) adlı bir yapı kurduk. Ben bu oluşumun sözcüsüydüm. Bu yapı, Avrupa’daki PKK muhaliflerinden oluşuyordu. Bu isimler:

1-Şükrü Gülmüş (Sözcü)

2-Selim Çürükkaya (PKK kurucu kadrosundan, Apo’nun Ayetleri Yazarı)

3-Selahattin Çelik (PKK’nin Ankara’da, grup aşmasından beri ilişkisi olan, Ağrı Dağını Taşımak kitabının yazarı)

4-Murat Dağdelen (Eski Kawa Hareketinden PKK’nin yasal parti çalışması içinde Bursa İl başkanlığı yaptı, yazar)

5-Zagros ( Mustafa Şefik, Güney Kürdistanlı, PKK’nin Ermenistan temsilcisiyken ayrılan ve Almanya’ya gelen katılımcı. Eski gerilla komutanlarından)

6-Bilge- Delil ve (Çernobil) olarak isimlendirdiğim arkadaşımız)

7-Said Hasso (Güney Kürdistanlı, PKK’nin eski Avrupa sorumlusu)

8-İbrahim Aydın(İsveç’te mukim. Eski PKK kadrosu ve 2. Kongrede divan başkanlığı yapmış arkadaşımız)

9-Sarı Baran (Cihangir Hızır, PKK ve PKK-WEJİN kurucu kadrolarından. )

10- Mahmut Kılınç (HADEP eski milletvekili ve Sürgün Parlementosu üyelerinden ve en son oradan ayrılan arkadaşımız.)

11-Necdet Buldan (Eski Yüksekova Belediye başkanı ve sürgün parlamentosu üyesi iken Mahmut Kılınç ile tavır alıp ayrılan arkadaşımız)

12- Akif Hasan (Küçük Güneyli ve eski PKK kadrolarından arkadaşımız)

13- Emin Kaya ( Veli Abbas Kömürcü, 15 yıl PKK içinde, bir o kadar da dışında –muhalif- olarak bulunup Alman BND (Almanya Anayasayı koruma Teşkilatının elemanı olup, içimizde bulunan kişi)

14- Abdullah Kaya (Sempatizan)

15- Selahattin…… (Sempatizan)

  Kandil’de ise “Özgürlük inisiyatifi” adı altında, Küçük Zeki kod adlı Ayhan Çifçi, Selim’in kardeşi, Dr. Sait Çürükkaya ve Yılmaz Kaya ( Miro) yönetiminde 40 orta kademe isimle kongrede, şuanki isimleri tasfiye edip yönetimi ele geçirmeye çalıştık ama başarılı olmadık.   Dr. Sait ve Küçük Zeki, Talabani’nin alanına sığındı. Almanya, bu iki ismi, avukat Reneta Schult ve sol partinden bir milletvekilini göndererek (Ehard Schult Öcalan’ın da avukatıydı) Süleymaniye’den Almanya’ya getirilmelerini sağladı. Dr. Sait, Renata ile kurduğu gönül ilişkisi sayesinde, Alman devleti ile ilişkilerini geliştirdi. Hatta Almanya’nın IŞİD’e karşı mücadele için Barzani’ye verdiği silahların, nerde ve nasıl kullanacağının denetimini Almanya adına yapıyordu.  Ayhan Çifçi ise şuan Rudaw’ın ekonomi servisinin yöneticisi olarak çalışıyor. Yani bu oluşum içinde 1 Alman ajanı ve 1 Apo ajanı çıktı.  Ayrıca bu girişim ortaya çıktığında Mustafa Karasu’nun bana tehdidi oldu ve hiç kimsenin sesi çıkmadı. Bu girişim böylece başarısız oldu. Bizden sonra Osman Öcalan, Halil Ataç, Nizamettin Taş ve Faysal Dunlayıcı( Kani Yılmaz) gibi isimlerin öncülüğünde 1500 kişilik kopuş gerçekleşti.

Bu saydığınız isimler içinde bir tek Kani Yılmaz öldürüldü, diğerleri yaşıyor. Sebep ne, Kani Yılmaz bu oluşumun beyin takımı olduğu için mi öldürüldü? Bazı analistler, Kani Yılmaz’ın İngilizlerin yardımı ile PKK’yı ele geçirmeye çalıştığını söyledi?

  Kani, Avrupa’da görevli iken, İngiliz bir kadın aracılığı ile İngiliz istihbaratı ile ilişkilendiğini biliyorum. Ama öldürülme sebebi PKK’nin parasını, İsviçre bankalarında yatırarak, zimmetine geçirdiğinden dolayı olduğunu düşünüyorum. Daha sonra bu para o kadına, yani İngiliz servisine kaldı diye düşünüyorum. Burada, şunu belirletmek gerek, Avrupa’da her devlet kendi PKK’sını yaratır. Onların kontrolü olmadan faaliyet yürütmek mümkün değil. Osman Öcalan mevzusuna da değinmek istiyorum. Osman Libya’da işçi olarak çalıştı. Abisinin kontenjanından örgütte yükseldi, tıpkı Murat Karayılan gibi… o, iyi bir kaçakçı ama teorisi ve pratiği iyi değil. TC devleti izin verse, Osman’ın en büyük arzusu Urfa Belediye başkanı olmaktır…

 Öcalan’ın yakalanmasından öncede PKK içinde de muhalefetin olduğu biliniyor. Bunlardan en önemlisi, Mehmet Şener’in PKK-WEJİN grubudur, bu konuda neler söylersiniz?

Mehmet Şener, Mazlum Doğan’ın öğrencisidir. Hayri Durmuş’tan sonra, Cezaevi yönetimi içinde etkili bir isim idi. Mustafa Karasu’yu yönlendiren bir isimdi. Cezaevi sürecinde, devletle ilişkilendiğini düşünüyorum. Bir Ölüm Orucu eyleminde,  Abdullah Binbaşının odasında otururken, bir komando yüzbaşı, odaya girdi, bize tek tip elbise giydirmek için cezaevi yönetimi baskı yapıyordu. Mehmet Şener, Komando yüzbaşı içeri girdiğinde hemen ayağa kalktı, biz otur diye çekiyoruz, o ayakta esas duruşta bekliyordu. Komando Yüzbaşı; “ulan …. Memet, hani bir daha bu işlere girmeyecektin? Diyerek sert bir şekilde uyardı. Bu benim için ilginç bir enstantane idi.

Bana göre Şener, Öcalan’ın kontrolden çıkma durumuna karşı hazırlanan  bir alternatifti.   Hanefi Avcı, PKK İstihbaratının başında bir dönem çalışan Abdurrahman Kayıkçı üzerinden  Mehmet Şener ile ilişki kurduğunu düşünüyorum. Ama bu faaliyette sadece Hanefi Avcının değil, Barzanilerin de rolü var. Çünkü Şener, Kamışlı ’da öldürüldüğünde Barzanilerin de adamları olduğu iddia ediliyor. Mehmet Şener ve Sakine Cansız Diyarbakır cezaevinde devrim nikâhı ile evlenmişlerdi… Sakine’nin sonu da öyle oldu.

 Sakine Cansız suikastı ile ilgili neler söyler sininiz?

  Zindan direniş konferansında, Öcalan’ın ceza evindeki arkadaşlarımızı eleştirmesi üzerine Sakine ;”terbiyesizlik yapma, arkadaşlarımız sonuna kadar direndi” diyebilmiş biridir. Bu söz, onun sonu oldu, Öcalan kendisine yapılan bu saygısızlığı hiç unutmadı. Hatta bir anektot anlatayım, Öcalan, Mahsun Kormaz’a, bazı talimatlar gönderiyor. Mahsum, talimatları aktaran kişiye, buranın sorumlusu benim, Şam’da göbek büyütmekle olmuyor bu işler diye karşılık verir.  Bu başkaldırıyı, Öcalan hiç unutmaz… Şemdin Sakık’ın iddiasına göre,  bir intikal sırasında Mahsun Korkmaz, Öcalan’ın sadık adamı olan Fevzi Aslan  tarafından arkadan bir kurşun sıkmak sureti ile öldürüldü. Halen Fevzi Aslan yaşıyor.  Mahsum, Öldürüldükten sonra, kahraman yapıldı! Bu Öcalan’ın taktiğidir, karşı çıkanı yok et, sonra kahraman yap… Sakine’nin durumu da bu, Kandil’de heykelini yaptılar.

Öcalan’a hiç kimse karşı çıkamadı mı? Bu mutlak otoriteyi nasıl sağladı?

 Sözlü karşı çıkanların sonu hep kötü bitti. Öcalan, Ertuğrul Kürkçü ile yapmış olduğu  söyleşide  söylediği bir söz çok  önemli; Ertuğrul Kürkçü, Öcalan’ sorar; Apo, senin yüzüne karşı arkadaşların eleştirebiliyor mu, örneğin Cemil? Öcalan bu soruya cevap olarak ;”Arkadaşlarım beni eleştirmez ama pratikte benim söylediklerimin tersini yaparlar”… Bu söz Öcalan’a karşı çıkmanın nasıl olduğunu ortaya koyuyor. Öcalan, örgüt içinde ve dışında kendine rakip olmasını istemez. Semdin Sakık, Musa ANTER bu isimlere iyi bir örnektir.

Şemdin Sakık’ın Öcalan ile ters düşmesi ve yakalanma süreci ile ilgili neler söylersiniz?

Şemdin bir kadına âşık olduktan sonra değişmeye başladı, Diyarbakır’da Öcalan’ın karargâhına benzer karargâh kurdu. Öcalan, onu ölmesi için Amanoslar’a gönderdi ama o, ölmedi. Daha sonra Barzanilere sığındı, Barzaniler, onun parmaksız Zeki olduğuna inanmadılar. Parmağını gösterdiğinde inandılar.  Barzani’nin Generallerinden Aziz Veysi, Şemo ‘yu Barzani’nin huzuruna çıkaracaklarını söyleyerek, yola çıkardı.  Yolda mola sırasında Yeşil,   Buraya kadar Şemdin diyerek ensesine silahı dayayıp teslim aldı. Bu olayda Barzanilerin rolü büyüktür.

Musa Anter Neden Öldürüldü?

Musa Anter

                                         

1972 Diyarbakır Sıkıyönetim Yargılamalarında Mümtaz Kotan, Mehdi Zana, İbrahim Güçlü, Musa Anter vb. gibi Kürtçülük faaliyeti içinde bulunan birçok isim yargılandı. Bu yargılamalarda, Ocak Komünü Savunma yapmak istedi. Buna karşı Musa Anter ve bir kısım Kürdler karşı çıktı. En çok da Musa Anter karşıydı. ‘’Siz savunma yaparsanız devlet bize çok ceza verir iddiasındaydı. Bu durum üzerine İsmail Beşikçi, Musa Anter’in yakasına yapışarak sen savunma yapacaklara engel olma, sen MİT’le olan ilişkilerine çekidüzen ver’ der. Musa Anter çocuğu ile tehdit edilerek, ikna edildi. Anter, Öcalan’ın ilişkiler ağının gelişmesinde etkili biri oldu. Daha sonra yorgun malzeme olduğu için tasfiye edildi. Ancak tasfiye planı PKK ile Jitem’in ortak faaliyeti olduğunu düşünüyorum.  Anter’in Diyarbakır’daki toplantıya ısrarla katılma talimatı veren,  Öcalan adına, bana müdahale için gönderilen ve basını dışardan idare eden, Haydar Geçilmez olduğunu düşünüyorum. Çünkü Anter, bizim verdiğimiz ücretle geçiniyordu. Malatya’da uçağı kaçırmasına rağmen, gitmesi için ayarlamalar yapıldı. Hogir Kod adlı Cemil Işık ise bu iş için Zaho’dan gelip, parti ile aralarının bulunmasını talep etti. Bana göre bu cinayette, bu ikilinin rolü önemlidir. Öcalan’ın liderlik havuzunda Musa bir engeldi. Bu cinayetin temel sebebi Öcalan’a alan açmak olduğunu söyleyebilirim. Benim halen çözemediğin Anter, öldürüldüğünden bir gün sonra Ali Fırat adına başsağlığı gönderildi. Biz bu mesajı tam sayfa yayınladık.  Ali Fırat Öcalan’ın mahlas ismidir.

Şükrü Gülmüş

                     

Oslo süreci veya demokratik açılım konusundaki fikirlerinizi merak ediyorum. Bu görüşmeler nerede tıkandı, görüşmelerde ne oldu? Ayrıca bundan sonra Kürt jeopolitiğinde nasıl bir yapılanma ve denge oluşur, neler söylersiniz?

  Oslo görüşmeleri sırasında, Almanya’nın ABD büyükelçiliğinde, Büyükelçi yardımcısı olarak çalışan bir Türk kadın görevli, beni arayarak görüşme talep etti. Bu süreçte ben ABD yetkilileri ile üç kez görüştüm. Görüşmenin biri, kendi büyükelçilik yerleşkesinde idi.  Birçok detay konuştuk ama Obama’ya yazmış olduğum Türkçe mektup, İngilizceye çevrilerek gönderildi, bu mektup karşılığında, Obama’nın benim için en önemli olan sorusu şu oldu; Abdullah Öcalan ölürse sonra ne olur?  Bu soruyu çok önemsedim, çünkü bu onların planları hakkında ipucu veriyordu. Bu sorunun ışığında günümüze bakarsak, bana göre ABD, Öcalan sonrası Kürd jeopolitiğindeki yeni yapılanma üzerine hazırlık yapıyor. ABD, PYD/YPG’yi yeni bir güç olarak Suriye’de sahneye çıkardı. Tırlarca silah yardımı yaptı.  

Bunu neden yapıyor?

 Bence ABD, soğuk savaş konseptinden kalma olan ve birçok kirli suçlara bulaşmış olan PKK’yı, YPG’ye dönüşmeye zorlayacak veyahut hepsini tasfiye edilecek. PKK’nın YPG’ye dönüşmesi ile ilgili şunu söylemem gerek. Öcalan’ın manevi oğlu Şahin Cilo(General Mahsun Cemil), 2011’de Suriye’de ayaklanma başlamadan önce 1500 kişilik bir güç ile birlikte Suriye’ye geçti ve orda YPG’nin alt yapısını kurdu.

Kandil YPG’ye dönüşmeyi reddederse ne olur?

 Buna direnirlerse, ABD tarafından Türkiye’ye yem edilirler. Ama direnmezler çünkü Kandil’deki tepe kadrolar da kendi kişisel ikbalini düşünüyor. Bana göre açılım sürecinin başarısız olmasının temel nedeni, örgüt silah bıraktıktan sonra bu kişilerin geleceğinin ne olacağı ile ilgili TC’nin tatminkâr bir çözüm sunamamasıdır. Kandil’dekiler, Öcalan, bir şekilde kendini garantiye aldı .ama biz ne olacağız diye düşünüyorlar. Benim onlara tavsiyem, silahlarını TC’ye teslim etmek istemiyorlarsa, Güney’e versinler ve küçük Güney’de(Suriye’nin Kuzeyi) kaymakam ve yönetici olsunlar. Artık silahlı mücadelenin miadı dolmuştur.

PKK ve Öcalan’dan doğan boşluğu kim dolduracak?

 Bana göre Selahattin Demirtaş, Gülen Öcalan’dır. Öcalan’ın boşluğunu o dolduracak, hem Batı tarafından imajı itibari ile desteklenen bir isim. Saz çalışıyor, sempatik davranıyor. Abisi Nurettin’de Kandil’dedir. Ayrıca abisinin, Güney Kürdistan’da yatırımları var. Nurettin Hewler’de otel işletiyor.  Bu otel aynı zamanda Kandil’e gideceklerin konaklama ve ilişki yeri… Avrupa’da basılan İmralı notları kitabında , Öcalan, Selahattin’e “benim yerime seni hazırlıyorlar dikkat et mealinde” bir beyanı olmuştu. Osman Kavala ve Batı’nın, Soğuk savaş döneminden kalma bir yapılanmadan ziyade, yeni bir imajla ortaya çıkan HDP’ye desteği devam edecektir. Ama bana göre merkez, yeni HDP ve bunun Suriye’deki izdüşümü PYD, şeklinde olacaktır.  Irak’taki Kürdler de etkin güç merkezi olarak konumlarını koruyacaklardır.

 Kandil’de ve Avrupa’da şuan durum ne, gözlemlerinizi aktarabilir misiniz?

 Kandilde iki ana akım var. Birincisi solcu ve alevi kanat, ikincisi ise Kürd ulusalcıları… Bu iki grup arasında rekabet var. Ulusalcı Kürdler, genellikle örgüt içindeki Suriyelilerden oluşuyor. Bahoz Erdal ve Nurettin Sofi tasfiye edildiler. Çünkü birinci klik kendi iktidarını korumak için her şeyi yapıyor. Singal’da öldürülen Ezidi Zeki ‘de(Zeki Şengal ) demokratik cumhuriyete inanmayan kadrolardandı. Onlar gibi düşünmeyen herkes ölüyor. Onlar hala sağ. Avrupa’da PKK aleyhinde bir kıpırdanma var ama henüz bunu konuşmak için erken.

Son olarak bu Çernobil kim? Size söylediği bir söz var; “ben konuşursam Kürd Halkı’nın %70 faşist olur “  Bu sözün sahibi Çernobil diye adlandırdığınız kişi kim?

                           

Çernobil’in adı, Hüseyin Topgider’dir. Elâzığ’da KUK’tan PKK’ya katıldı.  Daha sonra Öcalan tarafından Güney Kürdistan’da örgütlenmek için görevlendirdi… PAK diye bir parti kurdu.  Öcalan ile ilgili bildiklerini kendisi açıklasın, artık bu gök kubbe altında hiçbir şey gizli kalmasın. Bu bilgiler,i devlet ve istihbarat servisleri zaten biliyor ama halk bilmiyor. Halkın bilmesi için onun da konuşması lazım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s